23 Eylül 2008

Good Bye Lenin


Yönetmeni Wolfgang Becker olan 2003 yapımı duygusal komedi tadında bir yapıt.

İsmine bakıp da aldanmayın hemen. Berlin duvarı yıkılma süreci Almanyasını ve bu süreçte Batı ve Doğu Almanya'yı çok iyi özetliyor Wolfgang Becker.

Siyasi bir film olmamakla birlikte 120 dakika boyunca kendini keyifle izlettiriyor. Müzikler gerçekten çok iyi hazırlanmış. Neredeyse tüm Almanya'nın izlediği bir film olan Good Bye Lenin, "Acaba ne izlesem?" diyenlerin aklında bulunması gereken bir film.

http://www.sonyclassics.com/goodbye/flash.html
http://www.imdb.com/title/tt0301357/



Black

An unending darkness...
A world of shadows...
A ray of light that found its way...
A teacher's dream...
A student's miracle...
A valiant journey...
From ignorance to knowledge...
From darkness to light...
An extraordinary story of an ordinary life...

2005 Hindistan yapımı filmin yönetmenliğini Sanjay Leela Bhansali yapıyor. Amitabh Bachchan (Debraj Sahai) ve Rani Mukherjee (Michelle Mcnally)'nin başrollerini paylaştığı, iki yaşından itibaren kör ve sağır olan bir kız çocuğunun hayatını, bir yaşamın nasıl kazanılıp ve yeniden nasıl kaybedildiğini anlatan bir film. Kısacası sıradan bir yaşamın sıradışı bir öyküsü...

http://www.black-thefilm.com/main.htm
http://www.imdb.com/title/tt0375611/

Knowing


Knowing ABD’de Mart 2009’da vizyona girecek, buraya da o tarihe yakın bir zamanda düşer herhalde. Nicolas abimiz oynuyor.
1959 yılında bir öğretmen öğrencilerine 50 yıl sonra Dünya’nın nasıl olacağını düşündüklerini çizmesini ister. Elemanlar ev, robot, uçan araba çiziverir birşeyler ama bu öğrencilerden biri Nostradamus çıkar. Çizmez, sadece bazı rakamlar yazar. Bu resimler bir kapsüle koyulur ve 50 yıl sonra 2009 yılında açılır. Nicolas abimizin oğluna da bu aklıevvelin yazdığı rakamlar olan kağıt çıkar. Bozulur oğlan bu ne böyle, zaten bizde şans olsa kız doğardık der. Nicolas kıllanır, ver hele bakalım belki bir anlamı vardır der. Zaten anlamı olmasa film olmaz. Nicolas Akıl Oyunları tadında çözer rakamları. Rakamlar Dünya’da olmuş, olan, olacak felaketleri belirtmektedir. Depremler, yangınlar, tsunamiler vs. Şifreyi çözen Nicolas der ki; Yarın Dünya’nın bir yerinde 81 kişi Hakk-ın rahmetine kavuşacak. Nicolas Dünya’da bir yer der ama tahmin edin ne olur? Aynı eyalette bir uçak düşer. Olaylar bununla bitmez ama fragman bu kadar. Evet filmimiz kısmen ilginç sayılabilecek senaryosuna karşın tam bir Hollywood klişesi. Yine de olsun severim Nicolas Cage’i, delikanlı adamdır.

Daha iyi görüntü kalitesi için buraya.


http://view.break.com/574090 - Watch more free videos

22 Eylül 2008

Lig TV'ye 1, Ergün'e 2, Denizli'ye 3


Bu Melih Şendil para için neler yapar tahmin bile edemiyorum. Ekmek kapısı spikerliktir eyvallah, ona taraf tut denmiştir, ona da eyvallah ama insan bu kadar kıçını yırtmaz ki be kardeşim. Kendisine ilk Antalya-Beşiktaş maçında sinir olmuştum. Beşiktaş 3-2 öne geçtiğinde onun bağırdığı kadar, Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçındaki spiker bağırmadı. Bağırdığı kadar primi var sanırım. Lig TV'de sadece dört takımın maçlarının yayınlanması olayı da başka bir komedi, deveye niye boynun eğri demişler "Nerem doğru ki?" demiş.
Bu adamlarda adalet duygusu, tarafsızlık, eşitlik gibi ilkeler olmadığı gibi ticari zeka da yok. İzmit'in nüfusu ne kadar? Bursa'nın, Gaziantep'in, Antalya'nın, Eskişehir'in? Bu taraftarların hepsinin iki haftada bir deplasman yapacak halleri mi var? Araştırdın mı? Getirisi nedir biliyor musun? Değil Süper Lig takımlarının, 3.Ligdeki Göztepe'nin bütün maçlarını şifreli kanaldan yayınla bakalım kaç tane decoder satıyorsun? Madem gözünüzde paradan başka hiçbirşey yok ve kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez diyen federasyon da buna çanak tutuyor bari yaptığınız işi adam gibi yapın. Bazı konularda konuşabilse deve bile güler halimize.
Bu yılki yorumcular da tadından yenmiyor. Önce Oktay'ı dinledik. Bugün de Ergün'ü. Bir pozisyonda "Güzel pozisyondu yaa!" dedi. Sen kime yorum yapıyorsun avarel? gs tv'den mi izliyoruz maçı? Hayır ordan yayınlansa umrumda olmaz, basarım mute tuşuna izlerim. Kimler izliyor bu maçı farkında mısın? Ama suç sende değil seni oraya oturtanda tabi. Senin suçun da ağzından çıkanı kulağının duymaması. Futbolcu iken efendi bir adamdı Ergün, severdik, sayardık, çirkef yapmazdı ama insan yirmi yılda kazandığı saygıyı bir akşamda yok eder mi? Ediyor işte.
Bir başka komedi de Mustafa Denizli. Gaziantep maçından önce yorum yapıyor. Türk televizyonlarında çok fazla yabancı maç yayınlanıyormuş, bu maçlar yayınlandığı için insanlar Süper Lig'i izlemez olmuşlar, RTÜK bu konuya el atsınmışmış. Denizli, senin üç takımdan ibaret, adaletten yoksun, binbir hinliğin döndüğü çakma yıldızlarla dolu ligini kim ne yapsın? Herkes desteklediği takım varsa onu izliyor işte, bu maçlarda da kalite diye birşey zaten yok, laf ola beri gele. Bu adam ya İran'da çok fazla kaldı oradaki düzene alıştı, ya başına güneş geçti ya da Lig TV parayla adam bağlamayı çok iyi beceriyor bu adama bu lafları ettiriyorlar. Hatırlarsınız geçen yıl da Şansal efendi böyle kelamlar ediyordu sonra elli tane ligi kendileri aldılar yayınlıyorlar. Bu kanalın neresinden tutsanız elinizde kalır. Ah güzel ülkemin daha ciddi sorunları olmasaydı da şu futbol hadisesine birileri el atabilseydi. Avrupa liglerindeki adaleti, rekabeti, kaliteyi bizim görme şansımız yok, torunlarımız görürse şanslıyız.

Kafana sağlık Amigo Orhan!

Ol(a)madı

Sahaya futbol adına birkaç pozisyon hariç hiçbirşey koyamadığımız maçta G.Saraya yenildik. Ne ilk ne son mağlubiyetimiz, ligin tamamını düşündüğümüzde çok da önemli değil ama oynayamadığımız futbol, futbolcularımızın ruhsuzluğu, beceriksizliği bizleri asıl kahreden.
Maç boyunca yaptığımız pas sayısı 163, G.Saray’ın ise 470, topa sahip olma %30’a karşılık %70. Topu ileri taşıyacak, ileride tutacak adam yok anladık, oynatmamayı da beceremiyoruz. Geçen hafta Antalya’yı bu hafta Gaziantep’i gördük. Sert, ısıran, hırslı futbol oynadılar, bizim takımımıza baktığımızda ise hem orta sahada hem defansta sadece refakatçi futbolcular görüyoruz. Gerçekler çok acı, bu gidiş hiç iyi değil, gereken önlemlerin alınacağına inanmakla birlikte küçük de olsa bir umutsuzluğa kapıldığımı söylemeliyim. Takımımız yeni kuruldu, uyum sorunu var, üstüne bir de çok kötü bir fikstür ile başladık ama işlerin gelecekte düzeleceğine dair bir ışık, bir emare görmek maalesef şu an için mümkün değil. Yapılan paslar, topla oynama bir yana, G.Saray da futbol falan oynamadı bana göre, duran topları iyi değerlendirebilen, forvet oyuncusuna iyi ara paslar atabilen, top rakipteyken en azından rahat top kullanmasını engelleyebilecek herhangi bir takım bugün çok rahat galip gelebilirdi ama maalesef bu saydıklarımın hiçbirini bugün Körfezimizden göremedik, oyuncularla ilgili tek tek yorum yapmanın da gerekli olduğunu düşünmüyorum, takım olarak çok kötüydük.
Üstüne bir de ligin kaşar hakemlerinden Selçuk Dereli devreye girince maç iyice zıvanadan çıktı. Tam golü bulmuş kontralarla ikinciyi kovalarken “maçın kırılma anı” derler ya Serdar’a Nonda’dan havada iken bir şarj, dönen topta oluşan bir karambol ve devreye beraberlikle girmemize neden olan bir gol maçın gidişatını tamamen değiştirdi. Engin hoca maç sonu açıklamasında hakemi suçlamakta bir parça haklı olsa da geçmiş yıllarda yaptığımız gibi hakemi de yenmemiz gerekirdi ki zaten bizim kaderimiz bu, 100 yıldır devam eden oyunlara bir halka daha eklenmiş oldu sadece. Bülent Korkmaz, Engin İpekoğlu gibi isimler bizim neler çektiğimizi, nelere katlandığımızı yeni anlıyorlar o da ayrı bir konu.
Takımın çok kötü olduğunu söylüyorum, Engin hocanın bu işi hem taktik hem motivasyon anlamında layığıyla yerine getiremediği söylemlerinde de haklılık payı yok değil, yönetimin de yapılan onca transferde elle tutulur iki adam bile almamış olması da eleştiriye açık ama Körfezimizi acımasızca, objektiflikten uzak, pozitif bir öneri sunmadan eleştirenlerin tarafında da hala ve ısrarla kesinlikle değilim. Benim tarafım sevinmek için sevmedik tarafı, 4-1 yenik durumdayken seviyorum işte var mı diyeceğin diyenlerin tarafı, ben bu takımı Bank Asya’da iken de can-ı gönülden destekledim, Amatör Lig’e düşse yine de desteklerim. Tabii ki hepimiz başarı istiyoruz hele de bir İstanbul takımına iç sahada böyle bir mağlubiyet alınmış olması kahredici ama yönetime aday olmadığım sürece de hariçten gazel okumanın doğru olmadığını düşünüyorum. Yanlışlar vardır ve söylenir, onun dışında herşey olması gerektiği gibi gelişir zaten, Markopaşaspor’dan bahsetmiyoruz, bu takımın dinamikleri kendi kendine yeter de artar bile.
Önümüzdeki hafta İsmet Paşa’da Bursaspor ile oynayacağız. 9 puanları var ve Sivasspor maçının da Sivasspor’un yaptığı bir kural hatasından dolayı Bursaspor lehine tescil edileceği söyleniyor, muhtemelen 4/4 yapmış 12 puanlı bir takım olarak gelecekler. Bu maç artık dönüm maçı olmalı, bugünden itibaren bir fikstür dezavantajından söz etmemiz de mümkün değil, umut ve dilekler kaldı sadece elimizde, bütün güzel duygularımız Körfezimizle…

Related Posts with Thumbnails