02 Ocak 2009

Ole Ole Ole Oleee Diegoo Diegoo...


"Eğer futbolcu olmasaydı bir devrimci olurdu"
Emir Kusturica Maradona'nın hayatını anlattığı Maradona by Kusturica belgeselinde onun için bu cümleyi kuruyor. Dünyanın en iyi futbolcusu olmasının yanı sıra çalkantılı yaşam hikayesi, hayata karşı duruşu, günahı da sevabı da benimdir diyerek yaptıkları ve yapmadıkları ile Maradona yakın zamanın en ilginç adamlarından birisi. Bir yandan dünyada yaşananlara tepkisiz kalmayıp Stop Bush eylemlerine katılan, Fidel Castro ile halka seslenen Diego yaşadığı gezegene karşı sorumluluk sahibi bir portre çizerken bir yandan da kokainin esiri olup aynı sorumluluğu kendisi için taşımadığını gösteriyor. Sadece bu ikilem bile ünlü birisini ilginç kılmaya yeter ama bahsi geçen oyuncu dünya futbolunca hala yeri doldurulamayan bir efsane. Buenos Aires'in varoşlarında fakir ve cahil bir çocuk olarak büyüyüp dünyanın popüler kültür ikonlarından birisi haline geldi. Yaşadığı sıkıntılı çocukluk sayesinde "olmayan"ların ruh halini biliyordu, bir yandan da büyük bir servet sahibi olmuş, bütün dünyanın gözünü üstüne çevirmişti. Geçmişi ile bugününü aynı anda yaşatmaya çalıştı ama başaramadı, ne kadar özel ne kadar yetenekli olursa olsun o da insandı ve her zaman olduğu gibi davrandı. Bacağında Fidel Castro, kolunda Che Guevara dövmesiyle ABD karşıtı olduğunu her fırsatta dile getirdi. Puro da içti, hastaneye düşecek kadar kilo da aldı ama onu sevenlerin gözünde yeri hiç değişmedi. Bu samimiyet de onu yıllar sonra Arjantin Milli Takımı'na tekrar geri döndürdü.

"O benim için sanki bir film kahramanı. İnançlı, içten, kendisi olan biri. Müthiş bir enerjisi var. Akılla açıklanamayacak bir enerji. Biz sadece akla ve ekonomiye dayalı bir dünyaya inanıyoruz. Oysa başka gerçekler de var."
Cannes Film Festival'inde de gösterilen ve basın toplantısı yoğun bir ilgi ile karşılanan belgesel işte tam bu açıklamaya uygun bir şekilde anlatıyor Diego'nun hayatını. 1986 yılında Meksika'da düzenlenen Dünya Kupası'ndaki Arjantin-İngiltere maçında Maradona'nın sergilediği muhteşem futbolun altında o maçı sadece bir futbol maçı olarak görmediği gerçeğinin yattığını bir kez daha anlıyoruz. Kusturica'nın davetlisi olarak gittiği Belgrad'da araçta seyir halinde iken insanlara "Merhaba, Nasılsınız, Evdekiler nasıl?" demesi gibi keyifli anların yanı sıra kalp krizi geçirdiği dönemin görüntülerinden oluşan üzücü anları da paylaşılmış. Bu kadar spoiler yeter sanırım.
Belgeselin eleştirebileceğim tek yanı futbolun biraz da olsa geri planda kalmış olması ama zaten Kusturica'nın böyle bir vaadi de yok. Maradona'nın futbolculuğu çok konuşuldu, ben de geri kalanları anlattım diyor ama futbol hiç yok da değil, sonuçta film Maradona'nın filmi. Pele'yi anlatan bir belgesel düşünüp düşünmediği sorusuna verdiği "Onun hayatında sadece futbol var. Maradona gibi çok yönlü ve çok malzeme sunan biri değil. O açıdan, onun hikayesinden iyi bir film çıkmaz." yanıtı da asıl derdinin futbol olmadığını açıkça belli ediyor. Kusturica'yı çok antipatik bulduğumu da söylemem lazım. Megaloman yönetmen küstahlığının bir resmi gibi sanki. Belgesel içinde bile belli bölümlerde daha önce yaptığı filmlere yer vermiş ve bu filmlere göndermeler yapıyor, bize ne yahu? Ayrıca belgeseli çekerken yaşadığı süreci de izlemek zorundayız. Yok birisinin hayatını anlatmak zormuş, hmm bundan iyi film çıkacak falan filan. Yine de izlemeye değer bir belgesel olduğunu söyleyebilirim. Maradona'nın neden hala bu kadar çok sevildiğinin bazı yanıtlarını bulabilirsiniz. Futbol maçlarına olduğundan daha büyük anlamlar yükleyen ve saha içinde 2 ile 2 yi çarpıp 5 sonucuna ulaşan bir futbol ilahı olmak, aynı anda kalbinin götürdüğü yere gidip hiç kimseye hesap vermeden özgürce hayatını yaşamak her babayiğidin harcı değil. Kuşkusuz yaptığı herşeyi onaylıyor değilim ama her şeyin her dakika birilerince bizlere dayatıldığı bir dünyada "Kendimle ilgili bütün kararları ben veririm" diyebilmek de her yönden takdire değer. Yaşadığı olumsuz olaylardan Diego da rahatsız. Özellikle uyuşturucu kullandığı günlere dair pişmanlığını paylaşma biçimi gerçekten çok etkileyici, doğru yerde doğru lafı doğru kişiye ediyor. Kısacası bu adamın hiçbirşeyi takdir edilmese sadece samimiyeti bile yeter.


Başlığın akıbeti de belgeselde gizli ;) Paralo paralo...

Birçok yerde görmüşsünüzdür ama biz de paylaşalım, adet yerini bulsun. Manu Chao'dan belgeselin kapanış parçası "La Vida Tombola".

4 yorum:

Alfredo Di Stéfano dedi ki...

Maradona şuan, iyi bir adam olma yolunda.Bu sevindirici bişey :)
ayrıca çok güzel bir paylaşım olmuş eline sağlık.bi yerlerden bulup izlemek şart oldu bu belgeseli :D

Robaggio dedi ki...

ben de "bi yerlerden" bulup izlemeni tavsiye ederim :)

KANDIRALI dedi ki...

bana bi yerlerden değilde bi kerem versede izlesem =)

eline sağlık güzel bi post.

"aynı anda kalbinin götürdüğü yere gidip hiç kimseye hesap vermeden özgürce hayatını yaşamak her babayiğidin harcı değil"

Robaggio dedi ki...

ne demek Gökmen ama boş cd isterim :)

Related Posts with Thumbnails