21 Şubat 2009

10lar ve Biz






Cablevision kanalının Clausura reklamlarında "10" numaralar başrolde bulunuyor. Sadece Veron 11 numara ile çıkıntılık yapmış ama kastedilen oyuncu profiline tabii ki uyuyor.
Posterlerde yazan açıklamaların birinde "Tüm 10 numaralara armağanımızdır" anlamına yakın bir açıklama bulunuyor. 10 sayısına gönderme yapılıyor olmasının bir başka nedeni de Cablevision'ın Clausura boyunca her hafta oynanacak olan 10 maçı birden naklen yayınlayacak olması. Bundesliga'da da oynanan tüm maçların naklen yayınlandığını biliyoruz. Kıssadan hisse TSL'ye dönersek LİG TV hala Türkiye'nin % bilmem kaçı 4 takımı destekliyor, onların maçlarını yayınlasak yeter mantığıyla hareket ediyor. Daha önce de belirtmiştim. Ligde yer alan diğer takımların taraftar sayıları bu takımlar kadar çok olmayabilir ama hepsini topladığınızda ortaya küçümsenmeyecek bir sayı çıkar. Bu konuda kafa yormuyor olduklarına inanamıyorum, yayınların yaygınlaştırılması ile ilgili hiçbir gelişme olmayışı da bir o kadar tuhaf. Birileri çıkıp ligin marka değerinden bahsediyor oysa olayın özünde marka değerinden bahsedilen ligden hiç kimsenin haberi yok. 4 takım ve bugünlerde biraz Sivasspor dışında her hafta izleyebildiğimiz herhangi bir takım yok hatta ben bir Kocaelisporlu olarak kendi takımımın maçlarını bile izleyemiyorum. Marka değerinden bahsedenler ligin 18 takımdan müteşekkil olduğunun farkına varmadıkları sürece de izleyebileceğimizi sanmam.
Benim düşüncem  bir ligin değerinin o ligi oluşturan tüm takımlar tarafından belirlendiği yönündedir. Manu, Chelsea, Arsenal, Liverpool çok büyük, çok önemli kulüpler olabilirler ama EPL'yi EPL yapan Bolton'dur, Newcastle'dır, West Bromwich'tir. An itibariyle ligin son sıralarında yer alan Middlesbrough'nun, Tottenham'ın, Blackburn'ün kadrolarını bir düşünün. Aynı gerçek diğer büyük ligler için de geçerli. Barça, Valencia, Real Madrid bir yana, La Liga'nın dibinde can çekişen Mallorca, Numancia, Espanyol gibi takımlar aynı kadrolarla TSL'de bulunuyor olsalar rahatlıkla üst sıralara oynayabilirler. Bu da demek oluyor ki adalet terazisini 4 takıma doğru dengesizleştirerek, insanlara sadece 4 takımı izleterek, medyada sadece 3+1 takımı pohpohlayarak ligin marka değerini falan arttırmak mümkün değil.
Cine 5 ile başlayan Teleon ile devam eden ve sonunda LİG TV ile süregiden maçların şifreli yayınlanması süreci lig için biçilen pahanın yayınların şifresiz yapıldığı döneme göre çok artmasına neden oldu. Kuşkusuz bu durumda havuz sisteminin de payı büyük. Yayından kazanılan gelirin düşünülenin çok üstüne çıktığı bu gelişme döneminin ardından ise bir duraklama sürecine girildi. Yayın gelirleri taraftar sayıları ile orantılı olarak 4 takım lehine dağıtılmaya başlandı. Diğer takımlar da eskiye oranla çok büyük paralar kazandıkları ve bu 4 takımla aynı durumda olsalar kendileri de aynı şekilde gelirden daha fazla pay isteyecek oldukları için bu adaletsiz aynı zamanda mantıklı sisteme evet dediler. Sonuçta ise kendimizi bildik bileli olduğu üzere gelirin fazlasını alan takımların maçları yayınlanır oldu, diğer takımlar ise üvey evlat olarak yaşamaya devam etmek durumunda kaldılar.
RTÜK Başkanı Zahid Akman bugün bir basın toplantısı düzenledi. Toplantının bir bölümünde Türkiye'de yayınların hangi teknoloji ile takip edildiğine dair istatistikleri paylaştı. Buna göre Türkiye'deki TV izleyicilerinin sadece %2'si yayınları dijital platformlar marifetiyle takip ediyor. Maça giden kişileri yüzdeye vurursak tabii ki çok komik bir sayı çıkar ortaya, TV ile kıyaslanması mümkün değil. Bu da demek oluyor ki canlı maç izleme imkanı olanlar gerçekten şanslı bir azınlık ya da sıklığı kişiden kişiye değişse de hepimizin yaptığı gibi kıraathaneler vb. yerler maç izleme merkezlerimiz haline gelmiş durumda. Yayınları uydu anteni ile takip edenlerin oranı ise %70. Olaya spor izleyicileri yönünden bakarsak nüfusun %70'i Ntvspor, Kanal 24 ve Kanal 1 izleme şansına sahip. Yani kendi ligini izleme şansına sahip olmayan bizler her hafta Serie A, La Liga, Bundesliga ve Ligue 1 hatta Clausura maçlarını izleyebiliyoruz. Bu maçlardaki kalitenin bizim ligimizde olmadığını hiçbirşey bilmiyor olsak bile tahmin edebiliriz. Dolayısıyla spor izleyicilerinin genel profiline baktığımızda Inter-Milan derbisini kaçırmayan ve "Zambrotta bugün tutuktu hocam ya" yorumunu yapabilen bizler kendi ligimizi en iyi ihtimalle maçların geniş özetlerinden takip ediyoruz. Hatta benim gibi diğer takımlardan birinin taraftarı iseniz yoğun çalışma temposunda iki haftada bir deplasman da yapamayacağınıza göre taraftarı olduğunuz takımın maçlarının en az 13-14 tanesini izleyemiyorsunuz. Yine başa dönelim, sonra birileri çıkıp ligin marka değeri diye komik bir zincirleme isim tamlaması kurabiliyor.
Bu ligi kaliteli yapacak takımlar Kocaelispordur, her zaman böyle gitmesi dileğiyle Sivasspordur, Es-Estir, Bursaspordur, Gazianteptir. TFF'nin bu takımları maddi olarak daha fazla desteklemek gibi bir düşüncesi zaten yok ama en azından lafa gelince söyledikleri "Bizim için tüm takımlar eşittir" söylemini gerçek hayatta da uygulamalılar. Bunun da ilk şartı gerçekleştiğinde sadece görüntü itibariyle bir anlam ifade edecek olsa bile her hafta tüm takımları izleme şansımız olmasıdır. Bu gerçekleştiğinde hem TSL gerçekten diğer kaliteli liglere bir adım daha yaklaşır hem de dediğim gibi toplamda küçümsenmeyecek bir sayı ifade eden diğer takımların taraftarlarınca daha yakından takip edilir. Benim TSL ile ilgili yakın dönemdeki en ciddi beklentim budur.
Yeri gelmişken değineyim, önümüzdeki günlerde daha sık duyacağımız IP TV teknolojisi bu konuda derdimize derman olabilir. Çok hakim olmamakla birlikte sektörün içinde bulunan birisi olarak duyduğum birkaç özelliği paylaşmak isterim. İlki, yayınlar fiber optik kablolar ile son kullanıcıya ulaştırılacak ve HD kalitesinde olacak. Bu kabloların veri aktarma hızı ise 100 Mbit. Aynı kablo üzerinden yüksek hızda internet erişimi de sağlanabilecek. Yayınlarda zaman kavramı ortadan kalkacak. Örneğin evinize saat 23:00'te ulaştığınızda 19:00'da yayınlanan akşam haberlerini kaçırmış olmayacaksınız. İstediğiniz kanalın menüsüne girip 19:00 Haber Bülteni'ni seçeceksiniz ve izleyeceksiniz. Teknolojinin teknik altyapısı nasıl gerçekleşecek bilemiyorum ama tahminim çok ciddi bir veritabanı çalışması yapılacağı yönünde. Maç yayınları ile ilgili baktığımızda ise bir kanalın tüm maçları farklı kanallar veya farklı zamanlarda yayınlama şansı olabilir. Maçlar canlı yayınlanmayacak olsa bile aynı günün akşamı veya bir gün sonrası bu maçlar veritabanlarına atılır ve kullanıcı dilediği maçı seçip izler. Kuşkusuz canlı yayınlansa daha iyi ama başlangıç açısından bununla da yetinebiliriz. Teknoloji ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olduğumuzda farklı düşüncelerimiz de beraberinde gelir. Ayrıca yurt dışında yaşayan IP TV konusunda bilgi sahibi arkadaşlarımız bizi de bilgilendirirlerse pek makbule geçer.
Başlangıç noktamız Cablevision-Clausura birlikteliğine dönersek, aşağıdaki video aynı reklamların TV versiyonu. Futbolun güzelliklerini ön plana çıkarmayı gayet güzel başarmışlar.

2 yorum:

Alfredo Di Stéfano dedi ki...

abi konuyu nerden nereye bağlamışsın helal olsun valla :)

geçenlerde görmüştüm bu fotoğrafları

http://www.ticespor.com/2009/02/cablevision-y-su-homenaje-al-10.html

reklamın videosunu izleyememiştim haliyle.onuda senin sayende izleme şansı bulduk eline sağlık :D

Robaggio dedi ki...

teşekkürler alfredo..
aynen fotoları ticespordan aldım ben de..

Related Posts with Thumbnails